Müzik saati

2, 4, 18

Saatlerin müzikle ilintisi var demiş miydim?

Saatlerin de bu dünyada tıpkı bir piyanodan tıngırdayıp zıplayarak kulaklara akan, oradan zihne, aklın uç köşelerinde unutulmuş dudakların izlerine tesadüf etmesi, kalbe dokunması gerekli değil midir?

Dünya zalim bir mekân, zaman ise dünyanın hem acısı hem örtüsü değil mi?

Piyano denen müzik aracını çok severim, çünkü insanın içini ürperten bir tınısı vardır. Çünkü piyano ağlamaz, insanı da taklit etmez, usta işi mekanik bir saati andırır, sahte değildir, yalan söylemez, bir notadan diğerine geçen zaman aralığında mutlaka bir hatıralar denizi ve geleceğe ilişkin düşler ormanı bulunur.

Kimi güzel çocukların yaşıtlarının aksine mekanik saatlere düşkünlüğünün beni çok sevindirdiğini söylemiş miydim?

A. Lange & Söhne 1815


A. Lange & Sohne 1815 Rattrapante Perpetual Calendar


Küçük bir dünya inşa ediyorlar.

Hareketli parçacıklardan oluşan

ve omuz omuza çalışan bir sistem.

İnsanı anlatan bir düzenek.

"Yok etmek"

yerine

"var etmek"

felsefesine uygun bir hamle.

Çirkinlik yerine güzellik,

şiddet yerine sevgiyi

işaret eden bir saat.

Saatlere vakit ayırmak



Toplumsal ve kişisel sorunlarımızla boğuşuyoruz. Şiddet ve öfke dolu, basit doyumların kapladığı hayatımızda, yüzeysel bilgilerin ışığında yürüyoruz.

Hızlı bir dünyada, en hızlı olanın kazandığı bir yarışın yaşandığı, vaktin nakit olduğu, başarının ve para kazanmanın yegâne ölçüt olduğu söyleniyor, bilgi maddi olarak ölçülüyor, ölçülemeyen şeylerin bir kıymetı yok gibi.

Fazla uzatmayalım, ne kendimize, ne dünyamıza ne de çevremizdeki insanlara yeterince vakit ayıramıyoruz. Çok klişe ama yeri geldiğinde söylemek gerek, zaman ellerimizden düşen kum taneleri gibi akıp dökülüyor, ne yazık ki toplayamıyoruz.

Çok hızlı hareket ettiğimiz için, çağımızda övülen ve önerilen de bu olduğu için, başımızı kaldırıp gökyüzüne, süzülen bulutlara bakmıyoruz, bakamıyoruz. Televizyon ekranına dalıp, hayatımızın musluğunu açık unutuyoruz.

Böylece görünürde günü kurtarıyoruz, ancak biriken ve halının altına atılan ufak tefek pişmanlıklar ve kayıplar da giderek büyüyor.

Bazı insanlar yine de saate vakit ayırıyor.

Bir saate vakit ayırmak ne demek acaba?

Bunu mekanik saatlerden anlayanlar, sevenler bilecektir, fakat bilmeyenler de var, onların gönül gözlerini de açmalı.

Mekanik bir saate vakit ayıran insan (ucuz olsun pahalı olsun, saniye ibresi olan, olmayan hiç farketmez) bir süre sonra bu merakın onu değiştirdiğini görecek ve anlayacaktır, hele bir de bu zaman makinesinin arka kapağını kaldırabilirseniz, çarkların işleyişlerini görebilirseniz içinize hayatın işleyişi hakkında bir ateş düşecektir.

Mesela maddi bir nesneden ibaret değildir, insan emeğinin, matematiğin ve güzelliğin takdir edilmesidir, yaşanan dünyanın farkına varılmasıdır.

Mekanik bir saat mutlaka farkındalığı artırır, kişinin ölümsüz olmadığını ince ince duyurur, ki bunu bilmek az şey değildir hani. Çevrenize bakın, ölümlü olmayı bilir gibi görünmekte üstümüze yoktur, ama dünyaya baktığımızda bunca kötülüğü, emeğe saygısızlığı, açlığı, sefaleti, yaşanan ve yaşatılan acıyı, karanlık ruhlu insanları ve hırsı izah edemiyoruz.

Mekanik bir saat küçük bir öğretmen gibidir, hem öğretir, anlatır hem haddini bildirir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...