![]() |
| D1 Milano |
2025 yılı, saat dünyasında sadece yeni modellerin değil, derin bir krizin ve bu krize verilen küresel tepkilerin yılı olarak kayda geçti. Yılın en tartışmalı konusu, pek çok köklü markanın benimsediği "premiumlaştırma" (premiumization) stratejisiydi. Markaların, ürün kalitesinde belirgin bir iyileştirme yapmaksızın, sadece marka algısını yukarı taşımak amacıyla fiyatlarını artırması, sektörde ciddi bir güven sorunu yarattı. Özellikle ulaşılabilir ve orta segmentin (2.000 – 5.000 Dolar aralığı) büyük gruplar tarafından terk edilmesi; bu boşluğun Almanya'dan Japonya'ya, ABD'den İtalya'ya uzanan "değer odaklı" oyuncular tarafından doldurulmasına zemin hazırladı. Tüketici artık standart mekanizmaların "yüksek lüks" olarak pazarlanmasına değil, şeffaflığa ve gerçek mühendisliğe prim veriyor.
![]() |
| YEMA_Superman Heritage |
Avrupa’da Üç Farklı Ekol: Rasyonalizm, Estetik ve Sprezzatura
İsviçre'nin pazarlama odaklı fiyat artışlarına Avrupa içinden gelen yanıtlar, coğrafi sınırları aşan zihniyet farklarını ortaya koydu. Alman üreticiler, İsviçre'nin yarattığı boşluğa "rasyonalizm" ile cevap verdi. Nomos Glashütte, kendi mekanizmalarını üretmesine rağmen fiyat istikrarını koruyarak "değer" kavramını hatırlatırken; Sinn gibi markalar "tool watch" kategorisinde saf işlevselliğe dayalı üstün mühendislikleriyle güven tazeledi.
Fransa cephesinde ise ikili bir yapı göze çarptı. Bir yanda Yema ve Lip gibi markalar, Besançon bölgesindeki üretim geleneklerini canlandırarak "Made in France" ibaresini güçlendirdi. Diğer yanda Cartier ve Hermès gibi lüks devleri, üretim üsleri İsviçre'de olsa da sektöre getirdikleri "Parisian" tasarım diliyle İsviçre'nin teknik soğukluğunu kıran bir estetik sundu.
Güneyde ise İtalyanlar, mekanik hassasiyeti bir arzu nesnesine dönüştürme konusunda ustalaştı. D1 Milano, Unimatic ve Venezianico gibi markalar, Gerald Genta esintili tasarımları ulaşılabilir lüks kavramıyla harmanlayarak "Mekaniği İsviçreli, ruhu Akdenizli" modellerle sektörde kendilerine has bir kulvar açtı.


