Çölde gitar çalmak: The Big Watch Book



Bir saat dergisi daha yayımlandı. Bunca derginin içinde yeni bir derginin getirdiği nedir diye soracaksınız belki,

The Big Watch Book diğer dergilere benzemiyor, çünkü editörlüğünü üstlendiğim bu dergide 8 yazım bulunuyor.^^

Şaka bir yana, 6 aylık bir dergi olan The Big Watch Book, Esquire bünyesinde çıkıyor ve Esquire dergisinin saat editörü Özge Dinç ile birlikte hazırladığımız yayında, saatlerin sadece maddi yönlerinin değil manevi taraflarının da önemli olduğunu vurguluyoruz. Bence çağımızda unutulan şey işte bu; saatler yüksek teknoloji ürünü nesneler evet ama insandan uzak makineler değil.

Saat dergilerini çok seviyorum, günlerce aç kalmış biri gibi bu dergileri okurum, Saat Dünyası ve Watch Plus dergilerine olan sevgimi herkes bilir, her iki dergiye de ufak tefek yazılarla katkıda bulundum. Editörlüğünü yaptığım bir dergiyle okumaktan hoşlandığım diğer dergilerin arasında olmak beni çok sevindiriyor. Elbette diğer dergileri de yani  Revolution ve QP dergilerini de çok beğeniyorum. Yine de insan içinde okumak istediği yazıların daha çok olduğu bir dergi istiyor.

Ben dergilerde, saatlerin düşünceli olan yüzüyle ilgili yazılar okumak istiyorum, teknik gelişmelerle çok az ilgileniyorum, bir ibrenin kırmızıya boyanıp piyasaya sürülmesinin ardından büyük övgülerle karşılanmasıyla ilgilenmiyorum, hele akrebe saat ibresi, yelkovana ise dakika ibresi diyen çevirmenlerin olduğu yazıları okumak beni biraz rahatsız ediyor.

The Big Watch Book dergisinde Ahmed Eflaki Dede ile Abraham-Louis Breguet'yi karşılaştıran bir yazım var mesela, Doğu ile Batı saatleri, saatçileri çok ilgilendiğim konular. Bu tür ayrıntılar hayata bakışla ilgili, saatlerin müziğiyle, kumlara yazılan harflerle, rüzgârla ilgili.

Peki ama özetle nasıl bir dergi bu derseniz, çölde gitar çalmak gibi derim: Bombino - Mahegagh

Kum saatlerindeki taneciklere hiç dikkat ettiniz mi?

Kış saati kördüğümü ile Meistersinger güzelliği

Meistersinger, Westminster Abbey, sınırlı üretim.

Kaç gündür, Meistersinger'in 2013'te, İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth'in tahta çıkmasının 60. yılı hürmetine londra'daki Westminster Abbey saat kulesinin kadranından ilham alarak ürettiği sınırlı sayıdaki (60 adet) kol saatlerine ilişkin bir şeyler yazmak istiyordum. Öyle uzun boylu bir yazı düşünmüyordum, bir saat kulesine ait kadranın kol saatine taşınmasının güzelliğini anlatmak istiyordum sadece. Bu "taşınma" meselesi bana hep çok ilginç gelmiştir. Ayasofya'ya ait bir detayın yüzyıllar sonra yapılmış bir camide görmenin güzelliğine benzer bir duygu bu.

Lakin, şaşkın yöneticilerimizin aldığı bir kararla kış saati uygulamasına geçişimizin 2 hafta ertelenmesi nedeniyle, ne yazacağımı bilemedim, Westminster Abbey ile Meistersinger'i  unutup bir şarkı mırıldanmaya başladım. Şimdi masadaki telefon ve bilgisayar 16:44'ü gösterirken, kol saatim 17.44'ü gösteriyor. Dünden beri ülkemizde çeşitli sorunlar yaşanıyor.

Şarkıya gelince: Kördüğüm isimli şarkıyı bilirsiniz. Sözlerini hat koleksiyoncusu, dergi ve ansiklopedi yayıncılarının üstadı sayılan Şevket Rado'nun yazdığı 1969 doğumlu şarkıyı Hümeyra seslendirmiş ilk olarak. Şarkının sözleri şöyle:

"Öyle uzak ki yerim uzakları aşıyor
Bütün özlediklerim benden ayrı yaşıyor
Ya herşeyim ya hiçim sorma dünyam ne biçim
Bir kördüğüm ki içim çözdükçe dolaşıyor"


Ne yazık ki memleketimizin insanlık ve saat ayarları bu şarkının ilk çıktığı yıllardan beri daha bir bozuldu, daha bir çıkmaz sokaklara döndü, işte bu yüzden bütün özlediklerimiz bizden ayrı yaşıyor, huzura ermek için sorunları çözmeye çalıştıkça daha bir karışıyor.

En iyisi bir saatin yüzüne bakmak galiba. 

Westminster Abbey saat kulesi, Londra. Photo by Suzanne Plunkett (Reuters)

Justin Trudeau ve saati

Justin Trudeau, photo/foto: Sean Kilpatrick / Canadian Press via AP

Kendini feminist olarak tanımlayan, mühendis, öğretmen ve profesyonel boksör olan 43 yaşındaki Justin Trudeau, 19 Ekim 2015'te bence dünyanın en güzel bayraklarından birine sahip olan bir ülkenin, Kanada'nın yeni başbakanı oldu. 

Justin Trudeau, gökten zembille inmiş bir başbakan değil, bu konuda bir aile geleneği var aslında. Babası Pierre Trudeau, 1968-1984 senelerinde başbakanlık yapmış ve "Imagine" şarkısıyla muhafazakar zihniyeti kızdıran müzisyen John Lennon'ın hayranlığını kazanmış bir siyasetçi. Annesi Margaret Joan Sinclair de fotoğrafçı, oyuncu ve yazar.

Ben de geçen hafta gazetelerde bol bol fotoğrafı çıkan ve büyük ilgi gören bu siyasetçinin kolundaki saati merak ettim. Bulduğum en yüksek çözünürlüğe sahip yukarıdaki fotoğrafa bakıldığında başbakan hazretlerinin diğer siyasetçilerin aksine sıra dışı bir saat taktığı görülüyor: IWC Portugueser Regulateur.


IWC Portugueser Regulateur
Bu tür bir saate sahip olması Justin Trudeau'nun nasıl bir insan olduğunu da gösteriyor. Herkes gibi düşünmeyen, neşeli, farklılığa önem veren ve destekleyen bir kişiliği var. 

(Bu sabah gazeteleri okurken "Dünyayı titreten 3 proje ile yolumuza devam ediyoruz" diyen bir başbakan vardı, bu projelerden hiç haberi olmayan ve titremeyen Kanadalıları kıskandım nedense.) 

Topkapı Sarayı Saat Koleksiyonu

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...